Çingit Hakkında Yazılan Bazı Makaleler

Köyümüz, Yaylalarımız ile ilgili anıları, makaleleri, şiveleri, ve deyimleri paylaşabilirsiniz.
# note : you may change(600px) to whatever you want
Cevapla
yseferoglu
Site Admin
Mesajlar: 94
Kayıt: 10 Nis 2006 05:33
Konum: Ordu
İletişim:

Çingit Hakkında Yazılan Bazı Makaleler

Mesaj gönderen yseferoglu »

Doğu Karadeniz Bölgesinde Türk Yerleşiminin Tarihi
Yörede bulunan BEŞE unvanlı mezar taşı adedi 4 tane olup en eski tarihlisi Çingit Köyünde bulunmaktadır. Hasan Beşe Oğlu Mahmut Beşe’nin ölüm tarihi 1703’tür. Beşe unvanı, Osmanlıda paşa unvanının alt türü olarak kabul edilmektedir. Beşe’nin lügat karşılığı büyük erkek evlat şeklinde olup 13. 14.yy Türkçe sinde Başkan, Emir anlamında kullanıldığı bilinmektedir. İstanbul mezar taşları üzerine araştırma yapan uzmanlar, Yeniçerilerin üst düzey komutanlarının mezar taşlarında Beşe unvanlı mezar taşlarına rastladıklarını belirtmektedirler.

Resim

Pazar-Hemşin Yöresinde ki Erkek mezarlarının en ihtişamlısı Çingit Köyünde cami arkasında bulunan Hacı Hüseyin Ağanın mezarıdır (Alttaki resim). Sıçan oğlu Hacı Hüseyin Ağa Rusya ile 1789 yıllarında başlayan harp dolayısıyla Kafkasya’daki Soğucak ve Aanapa şehirlerine gitmeleri emredilen Doğu Karadeniz Bölgesi Âyanları (memleketin ileri gelenleri) arasında yer almakta ve Sıçan oğlu Hacı Hüseyin Ağanın bu savaşa 100 askerle katıldığı Osmanlı kaynaklarında belirtilmektedir.
Mezar sandık şeklinde iki parçadan meydana gelmiş olup baş ve ayak taşları sandukayla bir bütünlük içinde yapılmıştır. Baş taşı ve ayak taşı, 1m. yükseklikte 50cm. eninde 10cm. kalınlığında sandukanın çevresi 1m. yükseklikte, 75 cm. eninde 120 cm. uzunluktadır. Sandukanın etrafında 10 cm. kalınlıkta kenar bırakılarak içi oyulmuştur. Bu mezar taşının, bulunduğu yere hangi olanaklarla getirildiğinin cevabını bulmak zordur.

Resim

Mezar taşındaki yazının türkçesi
Çingit Köyü camii arkası 1. sıra 2. mezar (Hacı Hüseyin Ağa)
Huve'l-Baki El çekip bi'l-cümleden etti ebkaya rıhleti. Terk edip kibrüye mal-u mülk-ü devleti, kim gelip kabri ziyaret eyleyen ihvan okusunlar ruhum için kul huvallahi inneni merhum ve mağfur lehu'l-muhtaç ila rahmet-i rabbihi'l-Gafur el- Hacı Hüseyin Ağa'nın ruhu için El-Fatiha 1214 cemaziyelahir (Ekim 1799)

Mezar taşındaki yazının türkçesi
Çingit Köyü camii arkası 1. sıra 1. mezar (Mehmed Ağa)
Ah minci'l-mevt düşdü fecfera duş ah yine hakeyc Rahha-i lutf ve kerem nahl-i bülend hemem Azim firdevs olup çekdi cihandan kadem mert idi mükrim idi mün'am muhsin idi. Has idi güya ona cevd bi-vech-i etem ta babdır hatta muhbit gufran edip kabrini bağ-ı naim eyleye Mevla-yı naim sen dahi ey Cudi yaz harn eyle fasihini, Ah Mehmed Ağa uçtu cenana bu dem 1285 (1868)

Resim

Her iki mezar taşıda üst resimde arka arkaya görünmektedir.
 Rahmetli Av. Hüseyin Avni Ferah tarafından çevirisi yaptırılan ve Lütfü Gülhan'ın yazdırdığı köyümüzdeki anıt mezar taşının fotoğrafı.

Bu mezarlar Kültür Bakanlığı tarafından kesinlikle korumaya alınmalıdır. Diğer mezar taşlarına bakmak için tıklayın...
 
Molla unvanı, lugatta 1.Müderrislikten Kadılık payesi kazanan ulema, büyük kadı, birinci derecede kadı. 2. Büyük alim Hoca şeklindedir. Molla unvanı Hemşin mezarlarında Molla ve Mollaoğlu şeklinde görülmektedir. Pazar ilçesine bağlı Çingit köyünde bulunan Züheyla Hanımın babası Molla Ali’dir. Züheyla Hanım’ın ölüm tarihi 1807’dir Aynı köyde Molla Aliler olarak anılan aileler bulunmaktadır.

Prof. Dr. Fahrettin KIRZIOĞLU 




4. Tuzcuoğlu İsyanı
Yörede devlet idaresi tekrar hakim olduysa da bu defa derebeyler arasında üstünlük mücadelesi başlamıştı. Yukarıda belirttiğimiz gibi yöre üç derebeylikte idare ediliyordu. Yalnız sahil şeridi derebeylerinin etkinliği dışında idi. Devlet vergi almadan yol yapımını şart koşmuştu. Halk bu yolları yaparken köprülerde CENEVİZLİ ustalara yaptırılmış. Osmanlı herhalde bu yollardan lüzumunda top götürmek istiyordu.
CİMİL derebeyi, Kumbasaroğlu Süleyman Ağa Vali ile iyi geçiniyordu, aslında vali içinde başka seçenek yoktu. Diğer ikinci derebeyi Hemşin kazasında oturan Zuga Ortaköy derebeyi Halit Ağa idi. 3. Derebeyi Marmanat köyünde oturan Marmanat derebeyi Alper-i Efendi idi. Bu üç derebeylik idari yönden Molla Veisteki Devletin ilgili konağına bağlı idiler. Bu vali yetkisine haiz devlet görevlisinin ismi Şeran Ali Paşa olduğu kayıtlarda vardır. Kumbasaroğlu Süleyman Ağa üstünlüğünü tam sağlayıp bölgesel hakimiyeti kurmak için Ortaköy derebeyi Halit Ağa'nın konağını gece basarak 36 asker ile birlikte Halit Ağa'yı kendisine tabi kıldı. Ertesi gün birlikte Marmanat derebeyinin konağını bastılar. Fakat konak duvarları sağlam olduğundan Marmanat derebeyi ve kardeşini teslim alamadılar.
Herhalde yolunun uzak olmasından olacak ki Süleyman Ağa akşam olmadan geri döndü. Halit Ağa Süleyman Ağa ile anlaştığına göre, ben bu işi 36 askerimle bitiririm; senin yolun uzak git demiş olabilir. Marmanat derebeyi'nin olayına dönelim Halit Ağa konağa girmek isteyip giremeyince, bir kurnazlıkla halkı köyden toplayıp herkesin birer yük çayır veya otluk (mısır sapı) ile gelmesini baskılama ile emretti. Halk korkusundan istenileni getirip konağın çevresine yığdı. Gece olmuştu, konak ateşe verildi. Konağın sur duvarları saçaktan dışarıda olduğundan esas bina bir türlü ateş almıyordu. Göklere yükselen alevin arasında canlı kimsenin kalmayacağına kanaat getiren Halit Ağa sabah gelirken geçmiş olduğu Çingit köyüne tekrar geri döndü. Kumbasaroğullarından da güvence aldığından bölgenin tam hakimi edasıyla Çingit Köyünde kendini ağırlattı ve misafir kaldı. Yandığına hükmedilen Marmanat derebeyi ve kardeşi tahminler hilafına yanmamışlar, konağın altında bulunan bir dehlizden kaçmışlardı. Abdurrahman Halis Kerkuki'yi gizlice takip ederek Çingit Köyünde kaldığı evi gözaltında tuttular ve bir yolunu bulup içeri girdiler. Halit Ağa'nın askerleri yorgun argın uyuyorlardı. Evin içinde yanan bir ateşe Halit Ağa sırtını karşı vermiş bir askere masaj yaptırıyordu. Hiç kimse loş ışıkta içeri giren, iki kardeşin farkında olamadılar. Marmanat beyi ve kardeşi (vesikalarda isimleri yok) Halit Ağa'yı bıçakla öldürüp kaçtılar. Ertesi gün Halit Ağa'nın adamları tabut yaparak cenazeyi Zuga Ortaköy'e götürürlerken birazda kızgın bir şair teyze, bakın nasıl türkü söylemiş. (Av. Hüseyin Avni FERAH'dan alındı).

İgita bak igita
Nasıl bindi tabuda
Bir günde iki kere
Niye geldin Çingita.

Cimil derebeyi Kumbasaroğlu Süleyman Ağa'nın derebeylikteki üstünlük savaşı, Marmanat derebeyinin konağının yakılması, Halit Ağa'nın öldürülmesi, 1843 yılı sonbaharına rastlar. Zira bu tarihe çok yakın bir süre sonra Kanlı Boğaz Çingit yolu üzerinden Pazar'a inen Prof. Karl KOCH diyorki: (Marmanat derebeyinin yakılmış yıkılmış konağını gördüm. Marmanat deresi kenarında, aşağılarda görülen bu enkaz, bir müddet önce Cimil ve Zuga Ortaköy derebeylerince yakılmıştı). Bu olaylar, Osmanlı Devlet gücünün yörede tekrar zayıfladığına dair birkaç misaldir. Bir kale beyinin öteki kale beyine üstünlüğünü kabul ettirmek için Osmanlı Padişahlarının gözü önünde savaştığını görüyoruz.
Muzaffer ARICI (Her Yönüyle Rize)





Rize Hemşin Yöresi
Köy isimleri yöre ağzının dışında kitabe ve salnamelerde yazıldığı şekilde yazılmıştır. Örneğin; Çingit Çinkit, Padara Badire, Canava - Sanova, Şamelli Sahmerli gibi. Kaş karlı Mahmutun Divanü Lügat-it Türk adlı eserinde ve Yusuf Has Hacibin Kutadgu Bilig adlı eserinde 24 Türk boyu arasında yer alan Çigil: Çiyil, Uğrak boyları ile Çingit köyünün halkının dolayısıyla Hemşin halkının bağlantısı olduğu muhakkaktır. Yine (Çingit) Uğrak köyünde bulunan Karahan ailesinin Karahanlı Türkleriyle bağlantısı olduğu düşünülmelidir.
Şüphesiz Hemşinde ulaşamadığımız bir çok mezar olduğu gibi tespit edemediğimiz Hemşinin yetiştirdiği bir çok ünlü kişilerde vardır. Amacımız, bölgede bulunan kültürü tanıtmak ve bölge tarihine ışık tutmaktır. Harf inkılâbından sonra Osmanlıca yazılı belgeler okunamadığından, bilinçsizce bölge halkı tarafından yok edilmiştir.
Prof. Dr. Oktay SİNANOĞLU

Cevapla